Yürüyerek Camiler Rotası

 
İzmir’in bilinen en eski camii Bornova’daki Aydınoğlu Camii’dir ve 14. yüzyılda yapıldığı bilinmektedir. Bu camiler rotasında Basmane’deki Çorakkapı Camii’nden Konak’taki Yalı Camii’ne bir yürüyüş güzergahı düşünülmüştür. Numaraları takip ederek İzmir’in camilerini adım adım gezebilirsiniz…
Rotanın Haritasını İndir
 

Çorakkapı (Taşrakapı) Camii

Basmane garının hemen yanındaki bu cami, etrafındaki geniş mezarlığı, medresesi ve diğer yapılarıyla Türk mahallelerinin en ucunda gibiydi. Osmanlı İzmir’ine gelen kervanların “şükür duası” yaptıkları bir camidir. Hemen yanındaki hamam tabii ki camiden önce ziyaret edilen bir noktaydı. Bu caminin zarif minaresi ve kubbesine özellikle dikkat.

Fettah Camii

İzmir’in yaşayan en eski camilerinden biri... 1297 ve 1298 Sokaklar köşesinde olup, 17. yüzyıl'da yapılmış olmalıdır. Evliya Çelebi "Abdulfettah Çavuş" dediği bu camiinden "kiremitli amma mamur" olarak bahseder. Yeni restorasyon için başarılı denilemez ama İzmir’in nadir çifte minareli camilerindendir...

Faikpaşa Camii

16. yüzyıl'ın başlarında İzmir'in bir mahallesine adını veren cami olup, 965 ve 967 Sokaklardadır. Evliya Çelebi (kâgir kubbesinin kurşun örtülü) olduğunu söylüyor ki, aslî yapısı Türk ahşap işçiliğinin iyi örneklerindendir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami, dikdörtgen planlı olup üzeri ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Bu çatı ve caminin ibadet mekânını örten tavan on üç sütunla desteklenmiştir. Caminin tavanındaki 18. yüzyıldan kalma ahşap işçiliği görülmeye değer... Kitabesinde okunan 1842 tarihi onarım tarihidir.

Han-Bey (Pazaryeri) Camii

Sadece mihrabı için görülmeye değer bir İzmir camiidir... 948 Sokaktaki bu caminin yanındaki zavye 1950’lili yıllarda kaldırıldı.

Emir Sultan Tekkesi

Aydınoğlu Gazi Umur’un Beyin yardımcılarından İzmir’in fethiyle görevli Mükerremeddin Emir Sultan’ın adına inşa edilen bu tekke İzmir’in en eski dini yapılarından biridir... Ünlü gezgin İbn Battuta 1333 yılında bu tekkeyi ziyaret etmiş. İbn Battuta’nın seyahatnamesine göre Anadolu’daki ilk Rufai dergahlarından birisi de Emir Sultan Tekkesi imiş. Tekkelerin kapatıldığı 1925 senesine kadar 600 yıllık bir tekke mazisi var. Tarih boyunca birçok kez el değiştirmiş. Celveti, Nakşi ve Sadi tarikatlarının asitanelik vazifesini görmüş. Ama son kayıtlarda Rufai tekkesi olarak gözüküyor. Geniş külliyeden günümüze pek az bölüm kalmıştır. Semahane, aşevi, misafirhane, türbe, hazire, kuyu, hamamdan oluşuyordu. Hazirede tekkenin şeyhlerinden, dervişlerden başka devrin önde gelen isimlerinin mezarları da bulunuyor. Atatürk’ün eşi Latife Hanım’ın dedesi Uşşakizade Sadık Bey ve eşi Makbule Hanım ile eski Aydın Valisi Ahmet Esat Paşa, Kestanepazarı Camii kurucusu Mısırlı Hüseyin Nuri Efendi, İzmir Kadısı Şükrüzade Abdülkadir Paşa... Haziredeki şaheser mezar taşlarından Hatice Hanım’ın mezar taşından iki satır: “Bu cihan fani cihandır sanki bir zıll-ı hayal/ Görmedim hiç âlem içre bulmaya kimse zeval...”

Hatuniye Camii

Anafartalar Caddesi ile 943 Sokak köşesinde olup eskiden yanında geniş bir medresesi vardı. 17. yüzyıl başlarında Tayyibe Hatun adında hayırsever bir kadın tarafından yaptırılmıştır, Bir büyük ve iki küçük kubbenin örttüğü, iki eklentili bu gayrimuntazam planlı cami, 1737'de önemli tamir gördü. Uzun yıllar İzmir’de Ramazan ve Bayramın başladığı bu camiden duyuruldu...

Kurşunlu Camii

Namazgâh Meydanı’ndaki Camii, kentin en eski camilerinden olup, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Önünde küçük avluda ezan okunması için yapılan 3 m yükseklikte bir platform vardır. Ana mekânın üzerindeki ahşap çatısı, kiremitle örtülüdür.

Kestane Pazarı Camii

Basmaneden başladığımız camiler turuna Kemeraltında devam etmek için Havra Sokağı’nı aşmak gerekir. Bu sokağın bittiği yerde Barok havasıyla sizi Kestanepazarı Camii karşılar… Bulunduğu semtten adını alır. Emin oğlu Hacı Ahmet Ağa 1663 yılında yaptırmıştır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami iki katlı olup alt katında dükkân ve depolar bulunmaktadır. Bugün de bu caminin giderleri alt kattaki dükkanların gelirleri ile karşılanmaktadır. Merdivenle çıkılan caminin önünde üç kubbeli bir son cemaat yeri olup yakın tarihlerde camekânla çevrilmiştir. İbadet mekânı kare planlıdır. Üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Ana kubbe köşelerdeki küçük kubbelerle desteklenmiştir. Niş şeklindeki mihrabının üst kısmına 19. yüzyılda Selçuk’taki İsa Bey Camisi’nden getirilen bir bölüm eklenmiştir. Caminin batısındaki minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Uzun yıllar Fettullah Gülen burada görev yapmıştır. Verdiği vaazlar burada binlerce kişi tarafından izlenmiştir.

Şadırvan Camii

Eski İç Liman kıyısında bulunan bu cami ismini yanında ve altındaki sekiz sütunlu şadırvandan almıştır. Bu nedenle de Şadırvanaltı Camisi de denilmektedir. Cami 1636 yılında yapılmış, 1815 yılında da onarılmıştır. Şadırvanın sütunları benzersizdir. Keza şadırvanın üzerini kaplayan tavanın içindeki resimler 18. yüzyıl İzmir’inden görüntüler sunmaktadır. Cami yüksek bir su basman üzerinde olup altında büyük bir çarşı bulunmaktadır. Bu yüzden merdivenlerle kuzeyden ve batıdan iki ayrı girişi bulunmaktadır. Bunlardan kuzey kapısına çıkan merdivenler bakımsız kalmış ve sonradan burası kapatılarak yerine dükkânlar yapılmıştır. Günümüzde son cemaat yerine batı yönündeki 29 basamakla çıkılmaktadır. Kubbe kalem işleri ile bezenmiştir. Bu kalem işleri dönemin mükemmel eserleridir. Mihrap oldukça geniş ve yuvarlak bir kemer içerisine alınmıştır. Mihrabın iki yanında iki ionik sütun bulunmaktadır. Minber mermerdendir. Caminin güneyindeki kesme taş minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Bu minare 1941 yılında onarılmıştır.

Hisar Camii

Bazı kaynaklarda Latin Kilisesinden dönüştürüldüğü bazı kaynaklarda da Aydınoğlu Özdemiroğlu (Molla) Yakup Bey tarafından 1597-98 yıllarında yaptırıldığı yazılıdır. Latin Kilisesinden dönüştürülen bu caminin Timur tarafından 1402 yılında yıktırıldığı da yine kaynaklarda belirtilmektedir. Cami Hisar’ın Aşağı Kapısı önünde bulunduğundan ötürü de Hisar Camisi ismini almıştır. Cami bahçe kapısındaki bir kitabeye göre h. 1298 (1881) tarihinde onarılmıştır. İzmir’in en büyük ve en görkemli yapılarından olan bu cami 1813, 1868 ve 1881 depremlerinde hasar görmüş ve birçok kez de onarılmıştır. 1813 onarımında caminin önüne bir son cemaat yeri eklenmiştir. Kesme taş ve moloz taştan yapılan cami kare planlı olup üzeri sekiz fil ayağı üzerine oturan merkezi bir kubbe ve onu destekleyen altı kubbe ile örtülüdür. Batı yönündeki son cemaat yerinden ibadet mekânına üç kapı ile girilmektedir. Son cemaat yeri yuvarlak kemerlerle birbirine bağlı sekiz mermer sütunun taşıdığı yedi kubbe ile örtülüdür. Yakın tarihlerde son cemaat yerinin önü camekânla kapatılmıştır. Cami içerisindeki ahşap minberi sedef kakmalıdır ve sanat tarihi açısından fevakalde önemlidir... Mihrap yuvarlak bir niş şeklindedir. Caminin içerisi 18. ila 19. yüzyılın kalem işleri ile bezelidir. Minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Minare 1927 yılında yenilenmiştir.

Salepcioğlu Camii

Büyük Salepçioğlu Han'ın arkasında yer alan cami; Salepçizade Hacı Ahmet Efendi'nin vasiyeti gereği İzmir Kadısı Mehmet Emin Efendinin nezaretinde 1897-1907 yılları arasında inşa edilmiştir. Salepçioğlu Camisi'nin önemli özelliği fevkani bir yapı olmasıdır. Üst kat cami, ait kat medrese olarak ana simetri ekseni üzerinde bir bütünlük içinde tasarlanmıştır. Aynı yapıda cami ve medresenin olduğu diğer bir örnek Bursa'daki Hüdavendigar Camisi'dir. Camide medrese olan zemin kat duvarları, kırmızı ve koyu nefti (yeşil) renkli kesme taşların ardışık uygulanması ile inşa edilmiştir. Söveler ve avlu demir korkuluklarına destek olan babalar kırmızı taştandır. Ana girişin iki yanında, dışarıda ve içeri girince iki yanda dört adet mermer çeşme vardır. Bugün içerideki çeşmelerden biri, dışarıdaki çeşmelerden ise girişin solundaki ikisi kullanılmaktadır. Caminin yapıldığı dönemin özellikleri göz önünde tutulursa zamanının en gelişmiş yapı teknolojisi uygulanmıştır denilebilir. Zemin kat girişinin iki tarafındaki çeşmelerin yanlarından barok etkili kıvrık ikili bir merdiven düzeni ile fevkani avluya ulaşılır. Avlu tamamen mermer parke kaplıdır. Mihrap nişi de gridir. İzmir cami mihraplarının kendine özgü elemanı olan mermerden işlenmiş kıvrımlı perde mihrabı süslemektedir. Sekiz kolondaki üç lambalı aplikler ve merkezi avize, dönemin kaliteli kristal işçiliğinin örneğidir. Medrese bölümü günümüzde kuran kursu olarak kullanılmaktadır...

Başdurak (Hacı Hüseyin) Camii

Anafartalar Caddesi ile Kemeraltı 863 Sokak'ın birleştiği köşede yer alan Başdurak Camii, kurucusu Hacı Hüseyin Camii olarak biliniyor. Geçmiş yıllarda "Başoturak" olarak anılan bölgede bulunan Camii, günlük dilde daha kolay söylendiği için zamanla Başdurak olarak anılmaya başlamış. Tam olarak bilinmeyen bir tarihte ve nedenle yıkılan medrese ile birlikte inşa edilmiş olan Başdurak Camii hakkında en eski bilgilere Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinden ulaşabiliyoruz. Camide, kuruluşuna dair herhangi bir yazılı bilgi yok fakat “Seyahatname”de giriş kapısı üzerinde, tahıl tüccarı Hacı Hüseyin tarafından 1652'de yaptırıldığını belirten bir kitabenin bulunduğundan söz ediliyor. Bu kitabenin de izlerine bugün rastlanmıyor. Bunun yerinde caminin 1774 yılında onarıldığını belirten onarım kitabesi bulunuyor. Caminin ikinci onarım kitabesi ise avlu kapısı taç kısmının iç ve dış yüzeyinde yer alıyor. Bu kitabeye göre cami, depremde büyük zarar görmüş. Halkın da yardımıyla 1894-95 yıllarında onarılmış. Üzerinde II. Abdülhamid’in tuğrası vardır ve bu tuğra bu padişahın İzmir’deki tek tuğrasıdır. Başdurak Camii'nin içinde yer yer kalem işi süslemelere de rastlanıyor. Minber girişinde ve yan aynalıklarında bulunan mermer kabartmalar ile korkuluklarındaki ajur tekniğinde yapılmış bitkisel süslemeler de görülmeye değer.

Kemeraltı Camii

İzmir Anafartalar Caddesi'nde Kemeraltı Çarşısı içerisinde 853 Sokak’ta bulunan bu camiyi Yusuf Çamazade Ahmet Ağa 1671 yılında yaptırmıştır. Caminin içerisi 18. yüzyıla tarihlenen kalem işleri ile bezenmiştir. Bu bezeme 20. yüzyılın ikinci yarısında yapılan onarımlar sırasında eski izlere dayanılarak yenilenmiştir. Kesme taş kaideli minaresi yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir. Caminin bitişiğinde 18. yüzyılda yapılmış bir sebil bulunmaktadır.

Şeyh Camii

Konak ilçesi, 946-961 Sokaklar arasında olup, adını yanındaki türbede yatan Aziz Mahmud Hüdaî Efendi'nin halifelerinden ve Halvetiye tarikatından Şeyh Mustafa Efendi'den alır. Cumhuriyet öncesinde İzmir’deki en güçlü tarikat olan “Halvetilerin” merkezi idi...

Hacı Mahmud Camii

847 ve 848 Sokaklar köşesinde, avlusundaki asırlık serviler ve mezarlıkları ile güzel bir camidir. Eskiden yanında sübyan mektebi varmış.

Yalı Camii

Konak Meydanının zarif süsü, İzmir'in en küçük camilerinden Yalı Camii, Mehmet Paşa’nın kızı Ayşe Hanım 1754 yılında yaptırmıştır. Depremde zarar gören camiyi I. Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki üyesi Vali Rahmi Bey onarmıştır. Bu onarımı belirten bir kitabe giriş kapısı üzerinde bulunmaktadır. Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda yapılmış olan tek kubbeli ve tek minareli şirin bir yapı olan cami sekizgen planlıdır. Pencerelerin etrafını çeviren Kütahya çinileri dönemin mükemmel örnekleridir. Yapımında taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. İbadet mekânını sekizgen bir kasnak üzerine oturmuş küçük bir kubbe örtmektedir. Caminin içerisi çinilerle bezenmiştir. Kesme taş kaide üzerine tek şerefeli yuvarlak gövdeli minaresi bulunmaktadır.



DUYUR

Kendi etkinliğinizi, mekanınızı kaydolarak sisteme ekleyebilirsiniz.
Kaydol

TAKİPTE KAL

Hiçbir etkinlikten eksik kalmayın izmirguide bültenine abone olun.

İLETİŞİME GEÇ

Soru ve önerileriniz için bize yazın.
İletişime Geç