
İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 42 | SOKAKTA SANAT
Urla Sanat Sokağı
Türk el sanatlarından seramik sanatçısına, ressamından antikacısına, zanaatkârından özel tasarım dükkanlarına, galeriden kafe ve restoranına kadar geniş bir yelpaze ile sanatseverleri kucaklayan Urla Sanat Sokağı, sergiler, konserler, tiyatro ve sinema gösterileri, canlı performanslar, workshoplar, söyleşi ve imza günlerine ev sahipliği yapıyor.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 29 | TARİH, DENİZ VE GÜNEŞ
Bir sahil beldesi: Foça
Bir sahil ilçesi olan Foça, plajları ve koylarıyla "mavi tur" veya diğer gezilerin önemli bir durağıdır. Antik Çağda bir İyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında civar denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia adını almış, sözcük günümüze Foça olarak gelmiştir. Birçok tarihi ve turistik gezi yerine sahip Foça’da Homeros’un bahsettiği Siren Kayalıkları, Osmanlı ve diğer medeniyetlerden kalan tarihi evler ve mekânlar, balık restoranları bulunmaktadır.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 43 | KEYİF
Tarihi Asansör
1907’de Musevi işadamı "Nesim Levi (Bayraklıoğlu)" tarafından, Mithatpaşa Caddesi ile Halilrıfatpaşa Caddesi arasında hızlı ve kolay ulaşım sağlamak amacıyla yaptırılan Asansör, günümüzde eğlence, kültür ve dinlenme mekanı olarak kullanılıyor. Dario Moreno Sokağı’ndan ulaşılan Asansör’den İzmir’i kuşbakışı izlemek mümkün.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 50 | 2500 YILLIK AGAMENNON KAPLICALARI
İzmir Balçova Termal Tesisleri
Termal Otel, Kaplıca ve Kür Merkezi olarak hizmet veren İzmir Balçova Termal Tesisleri, tarihte "Agamemnon Kaplıcaları" olarak bilinen ve 2500 yıldan beri insanlık için şifa kaynağı olan kaplıcalarıyla dünyanın dört bir yanından insan ağırlıyor. Norveç Sağlık Bakanlığı ile yapılan antlaşma gereği son 12 yıldır her yıl 1100 - 1300 romatizmalı hasta burada tedavi oluyor.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 23 | ALIŞVERİŞ MERKEZİ
Deniz kenarında tarihi bir yapıda alışveriş: Konak Pier
Ünlü Fransız mimar Gustave Eiffel tarafından tasarlanmış olan ve 2003’te restore edilerek alışveriş merkezi olarak kullanılmaya başlayan Konak Pier, tarihi atmosferi, özgün mimarisi, seçkin butik mağazaları ve deniz üzerinde konumlanmış restoranları ile İzmir’in en önemli yapılarından biri.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 5 | OSMANLI ETKİLERİ
Mimarisinin benzeri bulunmayan Osmanlı hanı;
Kızlarağası Hanı.
1744 yılında inşa edilen iki katlı tarihi han, Osmanlı devletinin önemli ticaret merkezlerindendi. Bugün 200 adet dükkânın hizmet verdiği Kızlarağası Hanı, İzmir’in en büyük hanıdır.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 35 | SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİ YAPILARI
Sivil mimari: Birgi
Ödemiş'te bulunan, özgün kent dokusu bozulmamış, 18’inci ve 19’uncu Yüzyıl sivil mimari yapıları ile ünlü Birgi, İzmir'in görülmeye değer bir yeri. Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait tarihi yapılarla dolu olan Birgi, ayrıca doğal çevre değerlerine de sahip.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 16 | YEME-İÇME KEYFİ
Kordon’da Bira ve Midye
Kentin en önemli ritüellerinden biri Kordon’da bira-midye keyfi yapmaktadır. Sayısız restoran, kafe, meyhane ve barın olduğu Kordon, özellikle bira ve midye ikilisi için ideal bir keyif ortamı sunmaktadır.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 31 | ANA TANRIÇA KENTİ
Mermer işçiliğinin en güzel örnekleri burada: Metropolis
Torbalı Ovası’nın batısında bir tepe üzerinde bulunan ve kuruluşu M.Ö. 3’üncü Yüzyıl’a tarihlenen Metropolis Antik Kenti, Ana Tanrıça kenti olarak biliniyor. Helenistik dönemin sanat açısından önemli bir merkezi olduğu bilinen Metropolis’te son derece kaliteli ve özgün heykeltıraşlık eserleri bulunuyor. Özellikle tamamı mermerden yapılmış olan tiyatro, Helenistik dönemin mermer işçiliğinin en güzel örneklerinden.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 58 | DAMAK TADI
Yerel mutfak: İzmir Köfte
Ünü Türkiye çapında olan İzmir Köfte, İzmir mutfağının en sevilen ve en lezzetli tatlarındandır. Patates, domates ve biberin köfte ile birlikte fırınlanması ile yapılan bu yemeği mutlaka tadın.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 41 | YÖRESEL LEZZET
İzmir’e özel bir sandviç: Kumru
Bir çeşit sandviç olan Kumru, İzmir’e has lezzetlerden biridir. Simit hamuruna benzeyen az tuzlu bir hamurdan üretilen ve susama batırılarak fırınlanan Kumru’yu fırınlardan sade olarak alabileceğiniz gibi, sokak satıcıları ve tezgâhlardan içerisine domates, yeşil biber ve İzmir tulumu (peynir) konmuş olarak da alabilirsiniz.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 44 | İNANÇ TURİZMİNDE ÖNEMLİ BİR DURAK
Saint Polikarp (Polycarpe) Kilisesi
69-155 yılları arasında yaşamış, Aziz Yuhanna’nın ilk öğrencilerinden olan ve sonradan Aziz ilan edilmiş olan İzmir Piskoposu St. Polikarp’a ithaf edilmiş olan Saint Polikarp (Polycarpe) Kilisesi, İzmir’in en önemli yapılarından biri. Romalı yöneticilerin inancından vazgeçmediği için Kadifekale eteklerindeki Roma Stadyumu’nda yakarak öldürdüğü St. Polikarp’ın adı verilen kilise, bugün Fransız sanatçı Raymond C. Pere imzalı freskleri ile dikkat çekiyor.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 9 | HZ. İSA’NIN EN SEVDİĞİ HAVARİSİ
İnancın izini sürmek: St. Jean Kilisesi
Bizans İmparatoru Büyük Iustinianus tarafından inşa ettirilmiş olan ve altta Hz. İsa'nın en sevdiği havarisi St. Jean'ın mezarı bulunan, dönemin en büyük yapılarından.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 88 | YEREL ÜRÜNLER/ALIŞVERİŞ
110 Yıllık: Ödemiş Pazarı
Ödemiş’te Cumartesi günleri panayır gibi, çok zengin bir pazar kuruluyor. Pazarın 110 yıllık geçmişi olduğu biliniyor. Burada çeşit çeşit meyve-sebze, kuru incir, üzüm, kekik suyu, taze çökelek, köy peksimeti, kestane gibi yerel ürünleri bulmanız mümkün. Kadınlar Pazarı’nda ise el dokumaları, ipek mendiller, Efe oyaları, danteller, ipek böcekçiliği ürünü ham ipekten çarşaf veya giysiler ya da sandıktan çıkmış “Pembezar’dan” iç gömlekleri gibi el emeği ürünler satılıyor. Tarihi Arasta’da ise keçe ve kaybolmaya yüz tutmuş bazı el sanatları örnekleriyle karşılaşırsınız. Ödemiş’in Töngül Pidesi, Katmer’i, Köftesi ise geleneksel lezzetleri arasında.

İZMİR'E GELMEK İÇİN 100 NEDENNEDEN 1 | ZENGİN TARİHİ
Dünyanın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı’nın bulunduğu Efes Antik Şehri
Antik Efes Kenti’nin kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına, Neolitik Dönem olarak adlandırılan Cilalı Taş Devri’ne kadar dayanmaktadır. Hz. İsa'nın annesi Meryem Ana’nın, St. Jean ile birlikte Efes'e gelip hayatının son yıllarını burada yaşadığına inanılmaktadır.